2013 yılında hayatımıza 6331 sayılı iş sağlığı ve kanunu ile giren iş sağlığı ve güvenliğinde gerekli örgütlenme ve meslek örgütlerinin etkin olarak katılımı ne yazık ki hala oturmamıştır.
Burada devlet tarafından çıkarılan kanun ile sivil yapılanmanın birçok model alternatifi ile kurulabilecek olması, osgb hizmetlerinin kuruldukları ileler ile komşu iller dışında hizmet vermelerinin sınırlandırılması en önemli etken olarak değerlendirilebilir. Ayrıca kanunun birçok kez ertelenmesi, kamu kurumları ile özel sektörün farklı zamanlarda zorunlu olarak belirlenmesi, sivil toplum örgütlerinin farklı sektörlerde olmasına rağmen tüm örgütlerin temsil ettiği şirketlerin bu hizmeti almak zorunda olması diğer etkenlerdir.
Kamu ve özelde farklı sivil toplum örgütlerinin yapılanmış olması, mesleki ve coğrafi dağılımlara sahip olması sivil toplum örgütlerinin burada rolünün belirsiz olmasına sebep olmaktadır.
İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak internete girip örgütleri incelediğimizde ne yazık ki çok fazla seçenek karşımıza çıkmamaktadır. Konu ile ilgili olarak devlet bir öncülük yapmamakta, meslek odası kurulması konusunda gerekli düzenlemeleri sonuçlandırmamıştır.
Kurulu örgütlerin büyümesi gelişmesi, sektörün sorunlarını ve tarafların iletişimini ne engel olmakta, birden fazla örgüt örgütlerin olmasına yol açmaktadır.
Bu konuda İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim görevlisi CEYHUN TARGIN’ın 8. Uluslar arası İş Sağlığı ve güvenliği konferansındaki sözel bildirisi aşağıdıdadır.
İş sağlığı ve Güvenliğinde Meslek Örgütleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü
Ceyhun Targın
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi,
İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama ve Araştırma Merkezi, İstanbul
AMAÇ: Bildirinin amacı Türkiye’de İş Sağlığı ve güvenliği alanında sivil yapılanmanın hangi model üzerine kurgulanması gerektiği ve bu model ile ulusal sivil toplum kuruluşlarının İş sağlığı ve Güvenliği bilincinin arttırılması, iş güvenliği kültürünün geliştirilmesi ve sorunlara etkin çözümler üretilmesine katkı sağlamalarına rehberlik etmektir.
YÖNTEM: Bu bildirinin hazırlanmasında, anket, mülakat, saha araştırması ve beyin fırtınası yöntemleri kullanılmış, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları kayıtları incelenmiştir.
BULGULAR: İş Sağlığı ve Güvenliğinin birden fazla disiplini içermesi sebebi ile, var olan meslek örgütleri (Tabip Odaları, Mühendis Odaları ) ile (mesleki uzmanlık alanına göre ya da belli bir il sınırları içerisinde kurulan ) sivil toplum kuruluşları (dernekler),uygulamada karşılaşılan sorunların tespit edilerek bunlara çözüm geliştirilmesi hususunda tek başlarına yeterli olamamaktadır. Meslek Odaları bu alandaki farklı meslekleri temsil etmekte, İş sağlığı ve güvenliği alanını tek başlarına temsil edememektedirler. Kurulan dernekler de mesleki dağılım, coğrafi dağılım ve temsil ettikleri üye sayısı bakımından ülke genelinde bir temsil altyapısını henüz oluşturamamışlardır. İş Sağlığı ve Güvenliği profesyonellerinin sorunları ve çözüm önerileri etkin bir biçimde ilgili makam ve mercilere aktarılamamaktadır.
SONUÇ: İş Sağlığı ve Güvenliği alanında doğru ve etkin bir meslek örgütlenmesi oluşması için öncelikle mesleki ve coğrafi alanda kurulmuş deneklerin bölgesel ve/veya mesleki federasyon yapısı altında güçlenmeleri, sonrasında bu alanda bir konfederasyon yapılanmasının oluşması gerekmektedir. İlerleyen süreçte İş Güvenliği Uzmanı Odaları, İş Yeri Hekimi Odaları gibi İş sağlığı ve Güvenliği Meslek odalarının kurulması ve etkin çalışmaları teşvik edilmelidir.
Anahtar Kelimeler: dernek, federasyon, konfederasyon
The Role Of Non-Governmental Organizations And Trade Associations In Occupational Health And Safety
Ceyhun Targın İstanbul
Sayın CEYHUN TARGININ yaptığı araştırmanın sonuç bölümünde yayınlanan konulara sektördeki tarafların katılmaması mümkün değildir.
6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği kanununun etkin biçimde uygulanabilmesi için gerekli yapılanma çalışması öncelikle devlet tarafından ve sonra diğer taraflar ile birlikte ele alınarak bir an önce hayata geçirilmelidir.

Son Yorumlar